Afetten Sonra Yaşam girişimi nasıl başladı?

Afetten Sonra Yaşam girişimi nasıl başladı?
Afetten Sonra Yaşam girişimi, kurucusu Mesut Bilgili'nin afetten bir hafta sonra yayınladığı bir yazıyla başladı. Aşağıdaki makale kuruluşun ortaya çıkışını ve amacını özetlemektedir:

En eski anılarımın bir bölümü dedemlerin yazlık evinde geçirdiğim zamanlara ait… Sabahları gittiğim yüzme havuzunu ve klor kokusunu hatırlıyorum. Annemin vücuduma güneş kremi sürüşünü ve çocukların suya atlayışlarını da… Hava öyle sıcak, güneş öyle kavurucuydu ki öğle saati geldiğinde kestirmek için eve dönmek zorunda kaldığımız zamanlardı... Akşamları anne-babamla bir otelin restoranında yediğimiz yemekleri hatırlıyorum… Büyükler yemek yerken küçüklerin verandasında koşturduğu bir otel... Ben de koşturan çocuklardan biriydim, ne zaman gitsek tanıdık simalarla dolu olan bir yerdi burası… Hatırlıyorum; denizi, denizden esen akşam meltemini, annemin omuzlarına atmak için bir şal isteyişini ve sohbet mırıltılarına karışan dalga sesini… Neşeli zamanlardı, her şeyin ve herkesin güvende olduğu neşeli zamanlar…

O oteli birçok yaz daha ziyaret ettim. Sahibi babamın çocukluk arkadaşıydı. Anne-babamın memleketinden uzak, farklı bir şehirde doğmuş olmama rağmen, orada geçen ilk yazlarım onların kökleriyle bağ kurmamı sağlamıştı… On beşimde otelin web sitesini tasarladım. On yedimde, kumsalında bir İtalyan kızı öptüm. Hayat heyecan vericiydi… Bir yeri terk ederiz ama o yere ait anıları, zaman ve mekandan bağımsız olarak içimizde yaşatır, her yere beraberimizde taşırız… Kimi şeyler unutulur, kimi detaylar kaybolur, ama anıların özü kalır…

Öte yandan, mekanlar hafızamızda değişmeden kalırken, gerçekte gelişir, dönüşür ve bazen de dağılır, un ufak olur. Her şeyin aynı kalacağını varsayarak günlük yaşantımıza devam ederken, hayat karşımıza sürprizler ve belirsizlikler çıkarır. Sürpriz kimi zaman bir kaza, kimi zaman bir akrabanın zamansız ölümü, kimi zaman kötü bir haber veya bizi bulan kötü bir şanstır. Kimi zaman ise bir salgın, bir afet veya beklenmedik bir küresel vakadır…
6 Şubat Pazartesi sabahı şehirlerin hâlâ karanlıklar içinde olduğu, insanların uyuduğu, kuş sürülerinin gökyüzünde daireler çizerek binaların üzerinde dolandığı erken saatlerde bir felaket yaşandı. Altmış saniyeden daha kısa süren bir depremde beş binden fazla bina yerle bir oldu. Çocukluk anılarımın oteli yıkılan binlerce binadan biriydi, otelden aşina olduğum bazı tanıdık yüzler enkaz altında mahsur kalan on binlerce kişi arasındaydı… Deniz hala oradaydı ve dalgaların sesi hala duyuluyordu; ama neşe de güvenlik de kaybolmuştu… Artık denizden esen meltem hissedilmiyordu, havada sadece umutsuzluk vardı…

Doğa sınır tanımıyor. Türkiye-Suriye depremi birçok ülkede binlerce insanın yaşamını yerle bir etti, on binlercesini etkiledi. Hayatlar son buldu, mallar-mülkler kaybedildi… Kış ortasında sayısız insan evsiz, elektriksiz kaldı. Temiz su bulmak bir soruna dönüştü ve günlük hayatın basit ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ciddi bir mücadele vermek gerekti. Kaybedilen şey yeniden inşa edilmeliydi ve şimdi ne kadar sönük görünse de umut ışığı yeniden alevlendirilmeliydi. Direngenlik biz insanların süper gücü… Her koşulda yeniden başlamanın bir yolunu buluruz. Bunu yalnız yapmayız; dayanışma, sahip olduğumuz bir diğer süper gücümüz.... Bugün, karın yağışını izliyorum. Kalbim kırık, trajedinin uzaktan bir gözlemcisi olduğum için değil sadece, fakat aynı zamanda ailemin memleketi depremin merkez üssü olduğu için. Hakikati kabul etmek zordur, özellikle anılarla çatıştığında. Dünyanın dört bir yanındaki arkadaşlarımdan telefonlar ve mesajlar alıyorum. Nasıl yardımcı olabileceklerini soruyorlar. Herkes bir şeyler yapmak istiyor, ama nasılını bilmiyor…

Ben de tüm cevaplara sahip değilim, ama hepimiz en iyi yaptığımız şeyi yapabiliriz. Son üç gündür ekibim ve ben "Afetten Sonra Yaşam-Life After Disestar" (LAD) adlı bir proje üzerinde çalışıyoruz. Amacımız, afetten etkilenen bölgelere hizmet vermek için farklı uzmanlıklara sahip insanları bir araya getirerek dayanışma ağı oluşturmaya yardımcı olmak. Direngenlik, dayanışma… İnsanlar bu iki süper güçten daha da fazlasına sahip; merhamet, nezaket ve bütünlük gibi… Ortak bir amaç doğrultusunda bir araya gelerek, bu süper güçleri felaketten etkilenenlerin yararına kullanabiliriz. Afetten Sonra Yaşam projesi veya LAD, tam da bunu yapmak için tasarlandı. Amacımız, afetten etkilenenlerin hayatını kolaylaştırmak için farklı uzmanlıklara sahip insanları bir araya getirmek.

Yerel ve küresel arama-kurtarma kuruluşlarını desteklemeye devam etmek çok önemli. Afet bölgesine yakınsanız insanlara fiziksel olarak yardım etmek için elinizden gelen her şeyi yapmak da... Ancak LAD'ın amacının arama-kurtarma faaliyeti yürütmek olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Afetten Sonra Yaşam projesinin amacı, afetten etkilenen insanların günlük hayatlarına kolaylıkla dönmelerine yardımcı olmak. Bir dizi saha çalışması ve etkinlik aracılığıyla, küresel bilgiyi yerel toplulukların yararına sunmayı hedefliyoruz.
Bu satırları yazarken güzel bir haber ulaştı. 84 yaşında bir kadın, depremden dört gün sonra arama-kurtarma ekipleri tarafından otelin enkazı altından sağ salim çıkarılmış.

Böyle bir zamanda neşeli hissetmek zor; ama umut her daim var olacak...
Mesut Bilgili
Kurucu
Çocukluğumun tanıdık yüzler ve mutlulukla dolu anıları, kaybettiğimiz şeyleri yeniden inşa edebileceğimize, neşe ve güven dolu yeni anılar yaratabileceğimize dair bana umut veriyor. Direngenlik ve dayanışma… Bu iki süper gücümüz bunu gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olabilir.
Afet sonrası girişimler, kaynakları ve faaliyetleri koordine ederek direngenliği artırır, gelecekteki riskleri azaltır ve toplulukları gelecekteki zorluklara karşı daha güçlü ve daha hazırlıklı hale gelmeleri için güçlendirir.